Bu yazıyı kimseyi suçlamak için değil, sektöre girmeyi düşünenlerin gerçek tabloyu görebilmesi için yazıyorum.
Sivil havacılık okudum. Mezun olduktan sonra bununla yetinmedim; kendimi geliştirmek için sayısız eğitim aldım, sertifikalar edindim, ikinci üniversitemi okuyorum, CV’mi ATS ve SOM sistemlerine uygun şekilde defalarca düzenledim. Kabin memurluğu, yer hizmetleri, operasyon, ofis pozisyonları… Başvurmadığım departman neredeyse kalmadı.
Peki sonuç?
Aylar geçti. Bırakın mülakatı, çoğu zaman bir geri dönüş bile alamadım. Bazı başvurularım görüntülenmeden kapandı.
Şimdi ise bir yedek listesinde neredeyse 6 aydır bekliyorum, umudum bu bekleyişin olumlu sonlanması yönünde lakin uzayan bu süreç mental anlamda dayanılmaz bir hale geldi.
İşsiz kalmanın maddi tarafı zaten zor. Ama en yıpratıcı kısmı çevre baskısı. “Hâlâ iş bulamadın mı?”, “Bu kadar okudun ne oldu?” gibi sorular bir süre sonra insanın psikolojisini gerçekten yıpratıyor.
Beni asıl düşündüren ise şu: Bunlar yaşanırken üniversitelerin bu bölümü hâlâ büyük vaatlerle tanıtmaya devam etmesi ve sosyal medyada bazı influencerların gençleri bu alana yönlendirmeyi sürdürmesi. Oysa mezunların önemli bir kısmı sektörde istihdam edilemiyor. Bu da artık görmezden gelinmemesi gereken bir sektör gerçeği.
Eğer bu bölümü tercih etmeyi düşünüyorsanız, sadece okulun tanıtımlarına bakmayın. Okulun gerçekten sektöre hazırlayan eğitimler verip vermediğini, temel mesleki sertifikalar sağlayıp sağlamadığını ve havayolu şirketleriyle anlaşmaları olup olmadığını mutlaka araştırın. Çünkü mezun olduktan sonra tek başınıza mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Tiktokta izlediğiniz, fuarlarda stand kuran üniversitelerin ‘havacılık kulüpleri’ şuan işin toz pembe kısmında; Siz işsiz kaldığınızda max sizi okulunuzun öğrenci işlerine alacaklardır.
Havacılık dışı bir alandada bu diplomayla iş bulmanız pek olası değil. Artık her işin bir önlisans bölümü açıldığından, bizim sektörede pek çok nitelikli lisans bölümü mezunlar girdiğinden çok büyük alımlar yapılmadıkça işimiz zor.
Bu yıl bölgesel gelişmeler nedeniyle alımların azalması elbette önemli bir etken. Ancak son dönemde sektörde giderek daha fazla hissedilen bir “network” etkisi de var. Ne kadar eğitimli ve donanımlı olursanız olun, bazen sadece doğru çevreye sahip olmadığınız için geride kalabiliyorsunuz. Bunun da konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Bir tavsiyem de özellikle kabin memurluğunu hedefleyen arkadaşlara: Bir sonraki alımı beklerken kendinizi tamamen boşta bırakmayın. Çünkü mülakatlarda size “Mezun olduktan sonra neden bu kadar uzun süre çalışmadın?” veya “Bu süreçte neler yaptın?” gibi sorular yöneltilebiliyor. Şirketler her zaman “Biz alım yapmadığımız için bekledi.” şeklinde değerlendirmeyebiliyor. Bu yüzden kısa süreli de olsa çalışmak, gönüllü deneyimler edinmek veya kendinizi geliştirmeye devam etmek ileride sizin lehinize olabilir.
Bu yazıyı umutsuzluk yaymak için değil, gerçekleri konuşabilmek için yazıyorum. Benim gibi aynı süreçten geçen başka mezunlar varsa, deneyimlerini paylaşmalarını gerçekten isterim. Belki ancak birbirimizi dinleyerek bu sorunun ne kadar yaygın olduğunu gösterebiliriz.
Sivil havacılık okudum. Mezun olduktan sonra bununla yetinmedim; kendimi geliştirmek için sayısız eğitim aldım, sertifikalar edindim, ikinci üniversitemi okuyorum, CV’mi ATS ve SOM sistemlerine uygun şekilde defalarca düzenledim. Kabin memurluğu, yer hizmetleri, operasyon, ofis pozisyonları… Başvurmadığım departman neredeyse kalmadı.
Peki sonuç?
Aylar geçti. Bırakın mülakatı, çoğu zaman bir geri dönüş bile alamadım. Bazı başvurularım görüntülenmeden kapandı.
Şimdi ise bir yedek listesinde neredeyse 6 aydır bekliyorum, umudum bu bekleyişin olumlu sonlanması yönünde lakin uzayan bu süreç mental anlamda dayanılmaz bir hale geldi.
İşsiz kalmanın maddi tarafı zaten zor. Ama en yıpratıcı kısmı çevre baskısı. “Hâlâ iş bulamadın mı?”, “Bu kadar okudun ne oldu?” gibi sorular bir süre sonra insanın psikolojisini gerçekten yıpratıyor.
Beni asıl düşündüren ise şu: Bunlar yaşanırken üniversitelerin bu bölümü hâlâ büyük vaatlerle tanıtmaya devam etmesi ve sosyal medyada bazı influencerların gençleri bu alana yönlendirmeyi sürdürmesi. Oysa mezunların önemli bir kısmı sektörde istihdam edilemiyor. Bu da artık görmezden gelinmemesi gereken bir sektör gerçeği.
Eğer bu bölümü tercih etmeyi düşünüyorsanız, sadece okulun tanıtımlarına bakmayın. Okulun gerçekten sektöre hazırlayan eğitimler verip vermediğini, temel mesleki sertifikalar sağlayıp sağlamadığını ve havayolu şirketleriyle anlaşmaları olup olmadığını mutlaka araştırın. Çünkü mezun olduktan sonra tek başınıza mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Tiktokta izlediğiniz, fuarlarda stand kuran üniversitelerin ‘havacılık kulüpleri’ şuan işin toz pembe kısmında; Siz işsiz kaldığınızda max sizi okulunuzun öğrenci işlerine alacaklardır.
Havacılık dışı bir alandada bu diplomayla iş bulmanız pek olası değil. Artık her işin bir önlisans bölümü açıldığından, bizim sektörede pek çok nitelikli lisans bölümü mezunlar girdiğinden çok büyük alımlar yapılmadıkça işimiz zor.
Bu yıl bölgesel gelişmeler nedeniyle alımların azalması elbette önemli bir etken. Ancak son dönemde sektörde giderek daha fazla hissedilen bir “network” etkisi de var. Ne kadar eğitimli ve donanımlı olursanız olun, bazen sadece doğru çevreye sahip olmadığınız için geride kalabiliyorsunuz. Bunun da konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Bir tavsiyem de özellikle kabin memurluğunu hedefleyen arkadaşlara: Bir sonraki alımı beklerken kendinizi tamamen boşta bırakmayın. Çünkü mülakatlarda size “Mezun olduktan sonra neden bu kadar uzun süre çalışmadın?” veya “Bu süreçte neler yaptın?” gibi sorular yöneltilebiliyor. Şirketler her zaman “Biz alım yapmadığımız için bekledi.” şeklinde değerlendirmeyebiliyor. Bu yüzden kısa süreli de olsa çalışmak, gönüllü deneyimler edinmek veya kendinizi geliştirmeye devam etmek ileride sizin lehinize olabilir.
Bu yazıyı umutsuzluk yaymak için değil, gerçekleri konuşabilmek için yazıyorum. Benim gibi aynı süreçten geçen başka mezunlar varsa, deneyimlerini paylaşmalarını gerçekten isterim. Belki ancak birbirimizi dinleyerek bu sorunun ne kadar yaygın olduğunu gösterebiliriz.