Gerçekten öyle bir dönemdeyiz ki kim olduğun ne bildiğin teknik donanımın veya şirkete ne katabileceğin tamamen ikinci plana atılmış durumda. Asıl geçer akçe "kimi tanıdığın" hatta "senin kimleri tanıdığın" oldu. Referansınız yoksa bırakın olumlu ya da olumsuz dönüş almayı sistemlere yüklediğiniz CV’ler görüntülenmiyor bile.
Bu kadar ciddiyet ve disiplin gerektiren liyakatin adeta hayati olduğu bir sektörde kendi gözlerimle şahit olduğum manzaralar insanı ister istemez sorgulamaya itiyor. Bir yanda havacılık standartlarına uymak için seminerlere para döken sınavlarla ter döken teknik İngilizcesini geliştirmek için yıllarını veren gençler var. Diğer yanda ise İngilizce dahi bilmeyen çalışırken teknik dokümanları yapay zekâya çevirterek iş yapmaya çalışan ama bir telefonla kapıdan içeri giren daha ilan bile açılmadan işe alınan insanlar... Elbette referansla giren herkes haksız yere giriyor diyemeyiz güçlü bir referansı olsa herkes kullanır. Fakat referansı olmayan sadece emeğiyle sertifikasıyla ve liyakatiyle bir yere gelmeye çalışan o başarılı gençlerin sektöre adım atmasının imkânsızlaştırılması asıl büyük problem.
Tabii ki staj ve istihdam probleminin tek sebebi referans adaletsizliği değil. Bugün tabela asar gibi her köşe başına havacılık lisesi veya üniversite bölümü açılıyor. Kapısından girerken "iş garantili" diye pazarlanan bu okulların çoğu ne bir havayolu şirketiyle ne bir bakım kuruluşuyla (MRO) ne de bir havalimanıyla ortak çalışma yürütüyor. İş garantisini geçtim öğrencinin staj yapabileceği bir sistem bile kurulmuyor ve bütün sorumluluk öğrencinin omuzlarına yüklenerek "Staj yerini kendin bul" deniliyor.
İlanlar açılıyor kontenjanlar zaten önceden belli. Üstelik herkes "tecrübeli personel" arıyor. Peki kimsenin tecrübesiz insana şans vermediği staj yapacak yer bile bulunamayan bu sistemde bu gençler nasıl tecrübe kazanacak? Tuzu kuru olanlar kendi düzenini kurmuş deneyimli isimler kendi konumlarını sarsmamak adına bu konularda sessiz kalmayı tercih ediyor. Sahada gördüğümüz bu tablo ister istemez şu soruyu sorduruyor Bu kadar çaba belge dil eğitimi gerçekten ne işe yarıyor?
O kadar süslü laflarla büyük vaatlerle pazarlanan okullardan mezun olup gerçek iş hayatına atıldığında o sözlerin ne kadar altı boş ve anlamsız olduğunu çok acı bir şekilde anlıyor insan. Bu düzende referansı olup kullananı bir noktaya kadar anlıyorum çünkü maalesef sistem başka türlü kapıdan içeri girmene izin vermiyor. Ancak sırf referansı var diye havacılık gibi sıfır hata prensibiyle çalışan kritik bir sektöre İngilizce dahi bilmeyen adamların alınmasını asla kabullenemiyorum. Nerede liyakat nerede bu işin ciddiyeti? Bir yanda sen SHGM'nin yayınladığı en güncel direktifleri satır satır inceleyip kendini geliştirmeye çalışırsın, 7/24 yeni bir ilan açılmış mı diye ekran başında beklersin. "Bölgedeki krizler, savaşlar, yakıt maliyetleri... Belirsizlikler yavaş yavaş çözülüyor, artık alımlar başlar" diyerek kendi kendini motive edersin. Sonra bir bakarsın ki o krizler savaşlar sadece sana varmış. Başkaları hiçbir sektörel daralmadan etkilenmeden patır patır işe girmeye devam eder. Sen açılan ilana umutla başvurursun CV'n incelenme lütfunu bile göremez ama kendine hiçbir şey katmamış havacılık kültüründen bihaber insanlar bir gecede işbaşı yapar. Gerçekten akıl sır erdiremiyorum bunca emeğin sınav stresinin ve kendini geliştirme çabasının karşılığı tanıdığı olan liyakatsiz birinin gölgesinde kalmak olmamalıydı.