Pozisyon veya İlan Adı
Kabin Memurluğu
Kategori ve Bilgi Onayı
  1. Onaylandı.
Silme ve İçerik Onayı
  1. Onaylandı.
14 Kas 2025
46
63
5
Meslek
Kabin
Herkese merhabalar, iyi forumlar.

İngilizce mülakat aşaması için kendi tavsiyelerimi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben İngilizce mezunu değilim; bu bireysel uyguladığım, şahit olduğum ve başarılı olduğum bir durum dolayısıyla profesyonel değilim. Fakat İngilizce aşamalarında bir problem yaşamadığım için aktarıyorum.

Öncelikle İngilizce mülakat bir kabus değil. İngilizce, ana dilimizden sonra en çok maruz kaldığımız dil. (Çince veya Japonca değil.) Diziler, filmler, müzikler… İlkokuldan beri bu derslere az çok maruz kalıyoruz. İngilizce, bizim bilinçaltımızda var olan bir dil; sadece hepimizin seviyeleri ayrı.

Kabin memurluğu açısından düşünecek olursak buradaki amaç sizin speakingi (İngilizce konuşmanızı ölçmek), yani burada beklene advanced (C seviye İngilizce) ve üst düzey İngilizce grammar konuları değil.

“Halk arasında derdini anlatsan yeterli” İngilizcesi kısacası.

İngilizce mülakatı geçenler çok iyi İngilizce bildikleri için değil, orta seviye İngilizceyi etkili kullandıklarından kaynaklı geçiyorlar. Çok iyi İngilizcesi olup bu alanlardan mezun olan arkadaşlarımızda elenenler var; bu şekilde anlayabilirsiniz.

İngilizce mülakat da bir sınavdır ve buna da çalışmak zorundayız. İngilizce mülakat baştan sona ezber yapılmayacak bir alan olsa da birçok soruya en azından birkaç cümle çalışılması gereken bir kısım.

Stres yapılan şey “nasıl konuşacağım, nasıl ifade edeceğim” değil, “NE KONUŞACAĞIM?” olmalı.

Çünkü örneğin size takım arkadaşınızla yaşadığınız bir problem soruluyorsa, bu soruya verdiğiniz yanıtın gramatik olarak kalitesinden önce düşünmeniz gereken şey; hangi takım arkadaşınızla ne yaşadığınızdır. Yani öncelikle bu sorulara hazır olan durumlarınız ve cevaplarınız olsun.

Yurt dışına çıkmak istediğinizde Japonya ülkesi yalnızca yeterli olmayacak. Burada sizi çeken şeyler nedir, neden istiyorsunuz? Bu yüzden ilk olarak içeriğinizi hazırlayın. (İlk başta ezber yapmaktan korkmayın.)

Önerdiğim İngilizce mülakat soruları:
  • Tell us about your education & about yourself​
  • Your strengths and weaknesses​
  • Why should we hire you​
  • Under pressure & time management soruları
    (Zamanınızı ve stresinizi yönetmeye yönelik vereceğiniz cevaplar; okul hayatınızdaki vize-final dönemleri, iş hayatınızda yaşadığınız stresli anlar veya kalabalık müşterilerle ilgilenmek zorunda kaldığınız anlar olabilir.)​
  • Where do you see yourself in five​
  • Team working or individual working​
  • Geçmiş alışkanlıklarınız ve past job experiences​
  • Hobiler ve günlük hayata dair neler yaptığınız, ilgi alanları​
  • Yakın arkadaş ve sosyal çevrenize dair sorular…​

İnternette hem yapay zekâ hem de birçok yerden bu sorulara erişip cevap hazırlayabilirsiniz. Gözünüz korkmasın; her gün 2 soruya çalışsanız, 10 günde toplam 20 soru cevap eder.

İngilizce konuşurken grammar konusuna gelirsek; benim dikkat ettiğim ve sık tekrar yaptığım tenseler konusu. Speaking’de kullanacağınız toplasanız belki 5–6 tense vardır ve bunları bilmek zorundasınız.

Fakat bu da gözünüzü korkutmasın. Amacımız tenseleri eksiksiz kullanmak değil, tenseleri kullanabildiğimizin göstergesi.

Örneğin: Present Perfect (have / has + V3).

Bu yapının Türk dilinde tam net bir karşılığı yok; fakat kullanırsak kesinlikle güzel bir İngilizce etkisi bırakacaktır. Geçmiş zamanlı eylemlerinizde zaman belirtmeden (eğer yesterday, last week, last month derseniz Past Simple V2 kalıbı olacaktır) bu tense’i kullanmayı kendinize amaç belirleyin. Sürekli olarak deneyin.

Özellikle just, already, since, so far bağlaçlarıyla anlatmak istediğinizi çok kolay şekilde bu tense ile vereceksiniz.

Aynı şekilde Present Perfect Continuous müthiş bir tense.
(have / has been + V-ing)

Gözünüz uzun gelmesin; Türkçemizde karşılığı olan bir tense. Geçmişte başladık ve hâlâ devam ediyor.
I have been studying for 4 hours.
(4 saattir ders çalışıyorum, eylem bitmemiş, hâlâ çalışıyorum.)​
(Ben bu tense’i aklımda aşk şarkılarında çok geçtiği için hatırlayabiliyorum. Şarkılarda beklenilen sevgiliye “I have been waiting for you” sık sık kullanılıyor; belki böyle aşksal aklınızda kalır :D)

Onun haricinde kelime olarak ilk başta A2–B1 kelimelere çalışın. Bu kelimeleri küçümsemeyin. Average bir Amerikalı da bu kelimelerle iletişim kuruyor. Tavsiyem Oxford’un kelime listelerini indirin.

Günümüzde yapay zekâ ve sürdürülebilirlik odaklı sorular gelebilir. Bunlar da sizi korkutmasın.

Yapay zekâ: günlük hayatta hep kullandığımız o uygulama.
Sürdürülebilirlik: gün içinde kullanılmayan elektrikleri kapatmak, diş fırçalarken suyu kapatmak.

Çok dolaylı düşünmeyin; artık her şey hayatımızın bir parçası.

Şimdilik söylemek istediğim şeyler bu kadar. İngilizce ana dilimiz değil; sakin ve motiveli bir şekilde yola devam.
 
Herkese merhabalar, iyi forumlar.

İngilizce mülakat aşaması için kendi tavsiyelerimi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben İngilizce mezunu değilim; bu bireysel uyguladığım, şahit olduğum ve başarılı olduğum bir durum dolayısıyla profesyonel değilim. Fakat İngilizce aşamalarında bir problem yaşamadığım için aktarıyorum.

Öncelikle İngilizce mülakat bir kabus değil. İngilizce, ana dilimizden sonra en çok maruz kaldığımız dil. (Çince veya Japonca değil.) Diziler, filmler, müzikler… İlkokuldan beri bu derslere az çok maruz kalıyoruz. İngilizce, bizim bilinçaltımızda var olan bir dil; sadece hepimizin seviyeleri ayrı.

Kabin memurluğu açısından düşünecek olursak buradaki amaç sizin speakingi (İngilizce konuşmanızı ölçmek), yani burada beklene advanced (C seviye İngilizce) ve üst düzey İngilizce grammar konuları değil.

“Halk arasında derdini anlatsan yeterli” İngilizcesi kısacası.

İngilizce mülakatı geçenler çok iyi İngilizce bildikleri için değil, orta seviye İngilizceyi etkili kullandıklarından kaynaklı geçiyorlar. Çok iyi İngilizcesi olup bu alanlardan mezun olan arkadaşlarımızda elenenler var; bu şekilde anlayabilirsiniz.

İngilizce mülakat da bir sınavdır ve buna da çalışmak zorundayız. İngilizce mülakat baştan sona ezber yapılmayacak bir alan olsa da birçok soruya en azından birkaç cümle çalışılması gereken bir kısım.

Stres yapılan şey “nasıl konuşacağım, nasıl ifade edeceğim” değil, “NE KONUŞACAĞIM?” olmalı.

Çünkü örneğin size takım arkadaşınızla yaşadığınız bir problem soruluyorsa, bu soruya verdiğiniz yanıtın gramatik olarak kalitesinden önce düşünmeniz gereken şey; hangi takım arkadaşınızla ne yaşadığınızdır. Yani öncelikle bu sorulara hazır olan durumlarınız ve cevaplarınız olsun.

Yurt dışına çıkmak istediğinizde Japonya ülkesi yalnızca yeterli olmayacak. Burada sizi çeken şeyler nedir, neden istiyorsunuz? Bu yüzden ilk olarak içeriğinizi hazırlayın. (İlk başta ezber yapmaktan korkmayın.)

Önerdiğim İngilizce mülakat soruları:
  • Tell us about your education & about yourself​
  • Your strengths and weaknesses​
  • Why should we hire you​
  • Under pressure & time management soruları
    (Zamanınızı ve stresinizi yönetmeye yönelik vereceğiniz cevaplar; okul hayatınızdaki vize-final dönemleri, iş hayatınızda yaşadığınız stresli anlar veya kalabalık müşterilerle ilgilenmek zorunda kaldığınız anlar olabilir.)​
  • Where do you see yourself in five​
  • Team working or individual working​
  • Geçmiş alışkanlıklarınız ve past job experiences​
  • Hobiler ve günlük hayata dair neler yaptığınız, ilgi alanları​
  • Yakın arkadaş ve sosyal çevrenize dair sorular…​

İnternette hem yapay zekâ hem de birçok yerden bu sorulara erişip cevap hazırlayabilirsiniz. Gözünüz korkmasın; her gün 2 soruya çalışsanız, 10 günde toplam 20 soru cevap eder.

İngilizce konuşurken grammar konusuna gelirsek; benim dikkat ettiğim ve sık tekrar yaptığım tenseler konusu. Speaking’de kullanacağınız toplasanız belki 5–6 tense vardır ve bunları bilmek zorundasınız.

Fakat bu da gözünüzü korkutmasın. Amacımız tenseleri eksiksiz kullanmak değil, tenseleri kullanabildiğimizin göstergesi.

Örneğin: Present Perfect (have / has + V3).

Bu yapının Türk dilinde tam net bir karşılığı yok; fakat kullanırsak kesinlikle güzel bir İngilizce etkisi bırakacaktır. Geçmiş zamanlı eylemlerinizde zaman belirtmeden (eğer yesterday, last week, last month derseniz Past Simple V2 kalıbı olacaktır) bu tense’i kullanmayı kendinize amaç belirleyin. Sürekli olarak deneyin.

Özellikle just, already, since, so far bağlaçlarıyla anlatmak istediğinizi çok kolay şekilde bu tense ile vereceksiniz.

Aynı şekilde Present Perfect Continuous müthiş bir tense.
(have / has been + V-ing)

Gözünüz uzun gelmesin; Türkçemizde karşılığı olan bir tense. Geçmişte başladık ve hâlâ devam ediyor.


(Ben bu tense’i aklımda aşk şarkılarında çok geçtiği için hatırlayabiliyorum. Şarkılarda beklenilen sevgiliye “I have been waiting for you” sık sık kullanılıyor; belki böyle aşksal aklınızda kalır :D)

Onun haricinde kelime olarak ilk başta A2–B1 kelimelere çalışın. Bu kelimeleri küçümsemeyin. Average bir Amerikalı da bu kelimelerle iletişim kuruyor. Tavsiyem Oxford’un kelime listelerini indirin.

Günümüzde yapay zekâ ve sürdürülebilirlik odaklı sorular gelebilir. Bunlar da sizi korkutmasın.

Yapay zekâ: günlük hayatta hep kullandığımız o uygulama.
Sürdürülebilirlik: gün içinde kullanılmayan elektrikleri kapatmak, diş fırçalarken suyu kapatmak.

Çok dolaylı düşünmeyin; artık her şey hayatımızın bir parçası.

Şimdilik söylemek istediğim şeyler bu kadar. İngilizce ana dilimiz değil; sakin ve motiveli bir şekilde yola devam.
Süpersiniz! Elinize sağlık.
 
  • Love
Tepkiler: ultraviolence

Konuyu görüntüleyenler

×

Bizimle Bağlantıda Kal 👋

Havacılık şirketlerinin değerlendirme süreçlerine hazırlanmak veya Genel İngilizce bilgini geliştirmek istersen aşağıdaki bağlantıdan Premium Üyelik sayfamızı ziyaret edebilirsin.

⭐ Premium Instagram LinkedIn
Değerli Üyelerimiz,
Havacılık şirketlerinin kurumsal iletişim adresleri (web siteleri, telefon numaraları, mail adresleri vs.) hariç olmak üzere, üyelerimizi dış platformlara yönlendirme davranışı kesinlikle yasaktır. Anlayışınız için teşekkür eder, iyi forumlar dileriz.