Pozisyon veya İlan Adı
Yolcu Hizmetleri Memurluğu
Kategori ve Bilgi Onayı
  1. Onaylandı.
Silme ve İçerik Onayı
  1. Onaylandı.
19 Ara 2025
5
5
0
Meslek
Yer Hizmetleri
Bu yazıyı karalama yapmak için değil, yaşanmış bir süreci bilinsin diye yazıyorum. Yaklaşık 500 kişi, 2 sezon boyunca aynı döngünün içinde kaldık. Gir–çık, umut–bekleyiş, düzen kur–düzen boz… Sonunda ortada kalan insanlar.


İlk sezonda işe başladık. Sezon sonunda kadroya bırakılmadık ancak bize teşekkür belgeleri verildi, “seneye çağıracağız, çağırdığımızda kadroya bırakacağız” denildi. Buna güvenildi. İnsanlar buna göre plan yaptı.
Ardından 6 ay işsiz kalındı. Beklendi. Umut edildi.


Sonra tekrar sezona çağırıldık. Aynı kişiler, aynı emek, aynı tempo.
Sezon bittiğinde ise bu kez hiçbir açıklama yapılmadan, hiçbir gerekçe sunulmadan apron kartlarımız alındı ve kapı önüne konulduk. Ne bir bilgilendirme, ne bir açıklama, ne bir muhatap.
Bu artık işten çıkarmak değil, insanların hayalleriyle oynamaktır.


Bu süreci yaşayan kişi sayısı yaklaşık 500.
Bu 500 kişi sadece maddi değil, psikolojik bir travma yaşadı.
Düzen kurup yıkılan, umutlanıp boşa düşen yüzlerce insan.


Kendi adıma şunu da eklemek isterim:
Çalıştığım süre boyunca hata kaldırmayan, sorumluluğu yüksek ve dikkat gerektiren bir birimde görev aldım. Operasyonel açıdan ciddi disiplin gerektiren bu görevde işimi eksiksiz ve düzenli şekilde yürüttüm. Çalıştığım tüm dönemlerde amirlerim ve yöneticilerim tarafından memnuniyetle karşılandım, sorumluluk alan ve işini sahiplenen biri olarak değerlendirildim. Buna rağmen sonuç değişmedi.


Antalya TGS’de bu durum artık tekil bir istisna değil, alışılmış bir işleyiş:


  • Sezonluk çalıştır
  • Umut ver
  • İnsanlara düzen kurdur
  • Sezon bitince hiçbir açıklama yapmadan dışarı bırak

O yüzden açık açık söylüyorum:
Sakın ama sakın Antalya istasyonuna başvurmayın.


Başvuracaksanız diğer istasyonları (İstanbul, İzmir vb.) deneyin. Zaten bu süreci yaşayan yaklaşık 500 kişinin büyük kısmı da bu istasyonlara yönelecek, çünkü oralarda kadro ihtiyacı var. Bu da şu anlama geliyor:
Bu sene başvurularda tecrübelilerin altında ezilme ihtimaliniz çok yüksek.


Eğer yine de mülakatlara girmeyi düşünüyorsanız:


  • Gerçekten çok spesifik bir yeteneğiniz olsun
  • Ya sizi net ayıran bir özelliğiniz olsun
  • Ya da açık konuşalım, çok sağlam bir referansınız / torpiliniz olsun

Aksi halde bu sistemde tutunmak zor.


Bu yazı bir sitem değil, uyarıdır.
Yaşanmışlıktır.
Bedeli hem maddi hem psikolojik olarak ödenmiş bir tecrübedir.
 
  • Like
Tepkiler: Lirjena ve WychElm
Şirketin size verdiği sözleri tutmamasından dolayı sitem etmişsiniz hakkınızdır ama yeni başvurucak insanlara biz tecrübelilerin altında ezilme ihtimaliniz çok yüksek diyerek neredeyse şansınız yok demeye getirmek çok yanlış. Yıllardır ilanları deneyip giremeyen veya aylardır ilanı bekleyen insanların morali bu yazıyla bozuluyor bence . Tecrübelilerin yanında ezilme ihtimaliniz çok yüksek demişsiniz ve referansınızın çok sağlam olması gerek diyosunuz , başvuracak kişler arasında referansı olan varsa zaten ne sizin gibi tecrübeli abileri nede bizim gibi normal başvurucak insanlara kalır direkt referanslı kişileri alırlar.sizin içinde hayırlısı olur inşallah dilediğiniz gibi olur herşey
 
  • Like
Tepkiler: Laviniaa
Şirketin size verdiği sözleri tutmamasından dolayı sitem etmişsiniz hakkınızdır ama yeni başvurucak insanlara biz tecrübelilerin altında ezilme ihtimaliniz çok yüksek diyerek neredeyse şansınız yok demeye getirmek çok yanlış. Yıllardır ilanları deneyip giremeyen veya aylardır ilanı bekleyen insanların morali bu yazıyla bozuluyor bence . Tecrübelilerin yanında ezilme ihtimaliniz çok yüksek demişsiniz ve referansınızın çok sağlam olması gerek diyosunuz , başvuracak kişler arasında referansı olan varsa zaten ne sizin gibi tecrübeli abileri nede bizim gibi normal başvurucak insanlara kalır direkt referanslı kişileri alırlar.sizin içinde hayırlısı olur inşallah dilediğiniz gibi olur herşey

Burada mesele “tecrübeliler ile yeni başlayanlar” falan değil. Mesele şudur;
İş bilenin, yük taşıyanın, operasyonu ayakta tutanın harcandığı; hiçbir sorumluluk almayanın ise kadroda keyif sürdüğü bir düzen.


Şirket kimseyi yaptığı işle değerlendirmiyor. Keşke benden daha iyi olan insanlar kalsaydı; vallahi billahi sevinirdim. İşini benden iyi yapan biri kadroya kalsa, tek laf etmezdim. Ama ortada hiçbir ölçüm yok, hiçbir kıyas yok, hiçbir değerlendirme yok. Sen orada kendini parçala, boardingi bir dakikada bitir, operasyonu sırtla; yöneticilerin umrunda değil. Sezon sonunda alacağın şey değişmez: Bir teşekkür belgesi, bir bonservis ve A kapısından çıkış.


A0 İngilizceyle çalışan biz değildik. İngilizceyi geçtim, doğru düzgün Türkçe iletişim kuramayan; check-inde seat chart dolduramayan, boardingte kart saymayı bilmeyen, bagaja etiket takmayı bile beceremeyen kadroluların işini sahada biz sırtladık. Operasyon aksamasın diye onların açıklarını biz kapattık, yolcunun öfkesini biz yedik, havayolunun baskısını biz göğüsledik.


Yetmedi; birçok kadroluya işi fiilen biz öğrettik. Dosya dosya anlattık, yönlendirdik, hangi durumda ne yapılır tek tek gösterdik. Birçok birimde sezonluklar fiilen sorumlu gibi çalıştı. Akışı yöneten, krizi toparlayan, üstlerle muhatap olan taraf çoğu zaman bizdik.


İki sezon boyunca.
Altı ay çalış, altı ay kapının önünde bekle.
Her sezon sonunda aynı masal: “Seneye kesin kadro.” Teşekkür belgeleri, boş vaatler. Sonra hiçbir açıklama yapılmadan apron kartını al, kapıyı göster.


Bugün o kadrolular ne yapıyor?
Antalya’da günlük 2–3 uçak. Çift maaş. Ced bilet. Tatil hikâyeleri. Tayland’dan, Tokyo’dan story. Çünkü sistem onları koruyor. Çünkü sistem kimin ne yaptığıyla değil, kimin sistemin içinde kaldığıyla ilgileniyor.


Biz ne yapıyoruz?
Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş, Antalya gibi pahalılık seviyesi uçmuş bir şehirde borç harç eve girmiş, bir sezon çalışmış, sonra verilen sözler tutulmadığı için evini kapatıp memleketine borçla dönen insanlarız. Aynı şeyi ikinci kez yaşayanlar var. Ailesine, çevresine artık hiçbir şey anlatamayanlar var. Psikolojisi dağılanlar var.


Ve yetmezmiş gibi…
Hâlâ bazı kadrolular bizi arayıp “Allah’ın hakkı üçtür, bir sezon daha gelin” diye dalga geçebiliyor. Dün işi öğrettiğin insanın bugün bu üslupla konuşabilmesi bu düzenin aynasıdır.


Yaklaşık 500 kişi bu psikolojiyi yaşadı.
“Ezilme” deniyor. Ezilme kelimesi burada hafif kalır. Bu; emeğin yok sayılması, insanın düzeninin bilinçli şekilde bozulmasıdır. Burası forum olmasa bu sistem için söylenecek çok daha ağır cümleler olurdu.


Şunu da net söyleyeyim:
Kimseyi işten caydırmak gibi bir amacım yok. Herkesin yolu açık olsun. Her kimin ne muradı varsa ersin, herkes istediği yerde olsun. Belki bu düzeni seven vardır, belki bu belirsizlikle yaşamayı kabul eden vardır.


Ama herkes bilerek gelsin.
Ne ile karşılaşacağını bilsin.
Sonunda “keşke biri söyleseydi” demesin.


Biz söyledik.
Biz yaşadık.
Bedelini de fazlasıyla ödedik.
 
Antalya artık sezonluk alım yapacak 6 ay calışıp sonra çıkış verilecek.Bunu bilerek başvursunlar arkadaşlar.
 
Burada mesele “tecrübeliler ile yeni başlayanlar” falan değil. Mesele şudur;
İş bilenin, yük taşıyanın, operasyonu ayakta tutanın harcandığı; hiçbir sorumluluk almayanın ise kadroda keyif sürdüğü bir düzen.


Şirket kimseyi yaptığı işle değerlendirmiyor. Keşke benden daha iyi olan insanlar kalsaydı; vallahi billahi sevinirdim. İşini benden iyi yapan biri kadroya kalsa, tek laf etmezdim. Ama ortada hiçbir ölçüm yok, hiçbir kıyas yok, hiçbir değerlendirme yok. Sen orada kendini parçala, boardingi bir dakikada bitir, operasyonu sırtla; yöneticilerin umrunda değil. Sezon sonunda alacağın şey değişmez: Bir teşekkür belgesi, bir bonservis ve A kapısından çıkış.


A0 İngilizceyle çalışan biz değildik. İngilizceyi geçtim, doğru düzgün Türkçe iletişim kuramayan; check-inde seat chart dolduramayan, boardingte kart saymayı bilmeyen, bagaja etiket takmayı bile beceremeyen kadroluların işini sahada biz sırtladık. Operasyon aksamasın diye onların açıklarını biz kapattık, yolcunun öfkesini biz yedik, havayolunun baskısını biz göğüsledik.


Yetmedi; birçok kadroluya işi fiilen biz öğrettik. Dosya dosya anlattık, yönlendirdik, hangi durumda ne yapılır tek tek gösterdik. Birçok birimde sezonluklar fiilen sorumlu gibi çalıştı. Akışı yöneten, krizi toparlayan, üstlerle muhatap olan taraf çoğu zaman bizdik.


İki sezon boyunca.
Altı ay çalış, altı ay kapının önünde bekle.
Her sezon sonunda aynı masal: “Seneye kesin kadro.” Teşekkür belgeleri, boş vaatler. Sonra hiçbir açıklama yapılmadan apron kartını al, kapıyı göster.


Bugün o kadrolular ne yapıyor?
Antalya’da günlük 2–3 uçak. Çift maaş. Ced bilet. Tatil hikâyeleri. Tayland’dan, Tokyo’dan story. Çünkü sistem onları koruyor. Çünkü sistem kimin ne yaptığıyla değil, kimin sistemin içinde kaldığıyla ilgileniyor.


Biz ne yapıyoruz?
Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş, Antalya gibi pahalılık seviyesi uçmuş bir şehirde borç harç eve girmiş, bir sezon çalışmış, sonra verilen sözler tutulmadığı için evini kapatıp memleketine borçla dönen insanlarız. Aynı şeyi ikinci kez yaşayanlar var. Ailesine, çevresine artık hiçbir şey anlatamayanlar var. Psikolojisi dağılanlar var.


Ve yetmezmiş gibi…
Hâlâ bazı kadrolular bizi arayıp “Allah’ın hakkı üçtür, bir sezon daha gelin” diye dalga geçebiliyor. Dün işi öğrettiğin insanın bugün bu üslupla konuşabilmesi bu düzenin aynasıdır.


Yaklaşık 500 kişi bu psikolojiyi yaşadı.
“Ezilme” deniyor. Ezilme kelimesi burada hafif kalır. Bu; emeğin yok sayılması, insanın düzeninin bilinçli şekilde bozulmasıdır. Burası forum olmasa bu sistem için söylenecek çok daha ağır cümleler olurdu.


Şunu da net söyleyeyim:
Kimseyi işten caydırmak gibi bir amacım yok. Herkesin yolu açık olsun. Her kimin ne muradı varsa ersin, herkes istediği yerde olsun. Belki bu düzeni seven vardır, belki bu belirsizlikle yaşamayı kabul eden vardır.


Ama herkes bilerek gelsin.
Ne ile karşılaşacağını bilsin.
Sonunda “keşke biri söyleseydi” demesin.


Biz söyledik.
Biz yaşadık.
Bedelini de fazlasıyla ödedik.
Çok haklısınız sonuna kadar 👏👏👏
 
Burada mesele “tecrübeliler ile yeni başlayanlar” falan değil. Mesele şudur;
İş bilenin, yük taşıyanın, operasyonu ayakta tutanın harcandığı; hiçbir sorumluluk almayanın ise kadroda keyif sürdüğü bir düzen.


Şirket kimseyi yaptığı işle değerlendirmiyor. Keşke benden daha iyi olan insanlar kalsaydı; vallahi billahi sevinirdim. İşini benden iyi yapan biri kadroya kalsa, tek laf etmezdim. Ama ortada hiçbir ölçüm yok, hiçbir kıyas yok, hiçbir değerlendirme yok. Sen orada kendini parçala, boardingi bir dakikada bitir, operasyonu sırtla; yöneticilerin umrunda değil. Sezon sonunda alacağın şey değişmez: Bir teşekkür belgesi, bir bonservis ve A kapısından çıkış.


A0 İngilizceyle çalışan biz değildik. İngilizceyi geçtim, doğru düzgün Türkçe iletişim kuramayan; check-inde seat chart dolduramayan, boardingte kart saymayı bilmeyen, bagaja etiket takmayı bile beceremeyen kadroluların işini sahada biz sırtladık. Operasyon aksamasın diye onların açıklarını biz kapattık, yolcunun öfkesini biz yedik, havayolunun baskısını biz göğüsledik.


Yetmedi; birçok kadroluya işi fiilen biz öğrettik. Dosya dosya anlattık, yönlendirdik, hangi durumda ne yapılır tek tek gösterdik. Birçok birimde sezonluklar fiilen sorumlu gibi çalıştı. Akışı yöneten, krizi toparlayan, üstlerle muhatap olan taraf çoğu zaman bizdik.


İki sezon boyunca.
Altı ay çalış, altı ay kapının önünde bekle.
Her sezon sonunda aynı masal: “Seneye kesin kadro.” Teşekkür belgeleri, boş vaatler. Sonra hiçbir açıklama yapılmadan apron kartını al, kapıyı göster.


Bugün o kadrolular ne yapıyor?
Antalya’da günlük 2–3 uçak. Çift maaş. Ced bilet. Tatil hikâyeleri. Tayland’dan, Tokyo’dan story. Çünkü sistem onları koruyor. Çünkü sistem kimin ne yaptığıyla değil, kimin sistemin içinde kaldığıyla ilgileniyor.


Biz ne yapıyoruz?
Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş, Antalya gibi pahalılık seviyesi uçmuş bir şehirde borç harç eve girmiş, bir sezon çalışmış, sonra verilen sözler tutulmadığı için evini kapatıp memleketine borçla dönen insanlarız. Aynı şeyi ikinci kez yaşayanlar var. Ailesine, çevresine artık hiçbir şey anlatamayanlar var. Psikolojisi dağılanlar var.


Ve yetmezmiş gibi…
Hâlâ bazı kadrolular bizi arayıp “Allah’ın hakkı üçtür, bir sezon daha gelin” diye dalga geçebiliyor. Dün işi öğrettiğin insanın bugün bu üslupla konuşabilmesi bu düzenin aynasıdır.


Yaklaşık 500 kişi bu psikolojiyi yaşadı.
“Ezilme” deniyor. Ezilme kelimesi burada hafif kalır. Bu; emeğin yok sayılması, insanın düzeninin bilinçli şekilde bozulmasıdır. Burası forum olmasa bu sistem için söylenecek çok daha ağır cümleler olurdu.


Şunu da net söyleyeyim:
Kimseyi işten caydırmak gibi bir amacım yok. Herkesin yolu açık olsun. Her kimin ne muradı varsa ersin, herkes istediği yerde olsun. Belki bu düzeni seven vardır, belki bu belirsizlikle yaşamayı kabul eden vardır.


Ama herkes bilerek gelsin.
Ne ile karşılaşacağını bilsin.
Sonunda “keşke biri söyleseydi” demesin.


Biz söyledik.
Biz yaşadık.
Bedelini de fazlasıyla ödedik.
Dediklerinizde çok haklısınız, diğer istasyonlarda da bu tarz durumlar var. İngilizcesi yetersiz personeller, mobbingler vs. vs.
 
Merhaba bazı merak ettiğim soruları sormak istiyorum.. Tüm adaylara çalışma modelinin 'sezonluk/dönemsel' olduğu açıkça belirtilip ve karşılıklı imza atılmadı mı ? Size kadro sözü veren kimdi bunu neden sözleşmenize almadınız ? Onca emek verdik diyorsunuz emeğinizin karşılığı olan maaşı almadınız mı ? Sezonluk yoğunluğa göre alım çıkış vermek firmaların en doğal hakkı değil mi ?
 
Merhaba bazı merak ettiğim soruları sormak istiyorum.. Tüm adaylara çalışma modelinin 'sezonluk/dönemsel' olduğu açıkça belirtilip ve karşılıklı imza atılmadı mı ? Size kadro sözü veren kimdi bunu neden sözleşmenize almadınız ? Onca emek verdik diyorsunuz emeğinizin karşılığı olan maaşı almadınız mı ? Sezonluk yoğunluğa göre alım çıkış vermek firmaların en doğal hakkı değil mi ?
Yanlış anladığınız bir konu var geçen sezon çıkış verilirken sezon başında tekrar çağıracağız ve kadroya kalacaksınız sözü verildi.Sezon başladığında tekrar işbaşı yapıldı ama sezon sonunda kadro sözü verilmişken çıkış verildi
 
Yanlış anladığınız bir konu var geçen sezon çıkış verilirken sezon başında tekrar çağıracağız ve kadroya kalacaksınız sözü verildi.Sezon başladığında tekrar işbaşı yapıldı ama sezon sonunda kadro sözü verilmişken çıkış verildi
Yanlış anladığımı düşünmüyorum. İş dünyasında söz verilmez sözleşme verilir..
 
Merhaba bazı merak ettiğim soruları sormak istiyorum.. Tüm adaylara çalışma modelinin 'sezonluk/dönemsel' olduğu açıkça belirtilip ve karşılıklı imza atılmadı mı ? Size kadro sözü veren kimdi bunu neden sözleşmenize almadınız ? Onca emek verdik diyorsunuz emeğinizin karşılığı olan maaşı almadınız mı ? Sezonluk yoğunluğa göre alım çıkış vermek firmaların en doğal hakkı değil mi ?
Merhaba,

“Sezonluk olduğu baştan belliydi, imza atılmadı mı?”
Evet imza atıldı. Ama sezonluk sözleşme imzalamak, sezon boyunca insan kaynakları, istasyon yönetimi, şefler tarafından defalarca “kesin kadro” denmesini yok saymaz. Sözleşme başka, sahada kurulan beklenti başka.


“Size kadro sözü veren kimdi, neden sözleşmeye almadınız?”
İnsan Kaynakları, istasyon yöneticileri ve orta düzey yönetim. Sezonluk çalışanların sözleşmeye madde ekletecek pazarlık gücü yok. Bunu bilmeyen ya sahaya hiç inmemiştir ya da bilerek saf rolü yapıyordur.


“Onca emek diyorsunuz, maaşınızı almadınız mı?”
Aldık. Ama bu soruyu sorman bile konuyu ne kadar sığ okuduğunu gösteriyor. Mesele maaş değil; verilen sözlere güvenip borçlanan, hayatını buna göre kuran insanların hiçbir açıklama yapılmadan kapının önüne konması.


“Sezonluk yoğunluğa göre alım çıkış firmaların hakkı değil mi?”
Hakkı. Ama sezon boyunca umut verip, evrak imzalatıp, kartları iade ettirip, üniformaları bıraktırıp, “seneye kesin” deyip sonra sessizce kapıyı göstermek hak değil, düpedüz sorumluluktan kaçmaktır.

Şimdi ben size merak ettiğim şahsi ama kibar bir soru sormak isterim:
Siz acaba yukarıda bahsedilen havalimanında, sezonluklar tarafından sürekli sırtlanan; iş yükü alınmadığı için sistemin bu tarafını hiç yaşamamış, sahada yetersiz kaldığı için bu düzeni “normal” gören biri misiniz?
 
  • Like
Tepkiler: lale

Konuyu görüntüleyenler

×

Bizimle Bağlantıda Kal 👋

Havacılık şirketlerinin değerlendirme süreçlerine hazırlanmak veya Genel İngilizce bilgini geliştirmek istersen aşağıdaki bağlantıdan Premium Üyelik sayfamızı ziyaret edebilirsin.

⭐ Premium Instagram LinkedIn
Değerli Üyelerimiz,
Havacılık şirketlerinin kurumsal iletişim adresleri (web siteleri, telefon numaraları, mail adresleri vs.) hariç olmak üzere, üyelerimizi dış platformlara yönlendirme davranışı kesinlikle yasaktır. Anlayışınız için teşekkür eder, iyi forumlar dileriz.